esraca

Hakkımda

güldüklerimi unutabilirim ama ağladıklarımı asla!


*BLOGUMA HOŞGELDİNİZ* esraca

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler

  • aşk
  • dekorasyon
  • din
  • E kart
  • elişi ve örnekler
  • hikayeler
  • sağlık
  • tatlılar
  • yaşam
  • yemek
  • şiir

  • Arkadaşlarım


    hayatbanaborcunvar
    sessizikra
    1demethuzun
    suskunmavi
    nuraysem
    nurluhayat
    morruyalar
    canesim
    tanrimisafirlerim
    prensessumeyye
    garipmatematikcim
    asyaeylul
    balgibiask
    bolahenkk
    sessizlik
    metekan

    TEMEL İLE DURSUN

    Sahipsiz
    Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel'esordu:
    - Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin?
    - Sahibi yok sanmiştum...
    - Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın?
    - Mezarluğun önine parketmiştu da...                                                                 Düşüş
    Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden ayağı kaymış ve aşağı doğru uçmaya başlamış... 52, 51, 50, 49, 48... Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
    - Sağa çok şükür Tanrum, haburaya kadar sağ sağlim celduk... Birinci kattan düşsen de nasil olsa pişeycukler olmaz.

    Tarih: , 5/11/2009 Kategori: hikayeler
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    SULU KÖFTE

    Ekşiyi çok sevdiğim için bayıla bayıla yediğim bir yemektir sulu köfte…Kimileri ekşili köfte olarak da adlandırır. Yapılışı çok kola:

    Malzemeler:

    • 250 gr köftelik kıyma
    • 1 avuç pirinç
    • Tuz
    • Karabiber
    • 1 su bardağı un
    • 1 tane havuç
    • 1 tane patates
    • 1 limon ve 1 yumurta sarısı  (terbiye için)

    Hazırlanışı :

    Köftelik kıyma pirinç, tuz ve karabiberle yoğurulur. Yuvarlamadan önce bir tepsinin içerisine un dökülür, yuvarladığımız köfteler bu tepsinin üzerine koyulur. Bir saat kadar dolapta kalırsa iyi oluyor. Diğer tarafta tencerenin içerisine su koyulur. Kaynamaya başladıktan sonra köftleri ve küçük küçük kesilmiş havuçlar atılır, 10 dakika kadar sonra da patates atılır. Piştikten sonra bir limon ve yumurta sarısıyla terbiye yapılır.

    sulu kofte

    Tarih: , 26/10/2009 Kategori: yemek
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    HAYIRLI EVLAT İSTİYORSAK

    :hayırlı evlat

    “Dünyaya gelen çocuk boş bir levha misâli, kundağa sarılıp kucağımıza veriliyor.”

    Onu işlemek ilk planda anne ve babaya düşüyor.
    “Daha çok küçük, bir şey anlamaz”
    diye onlara vereceğimiz eğitimi zamana bırakmak büyük bir gaflettir.
    Doğduğu andan itibaren çocuk, gördüğü her şeyi kaydetmeye başlıyor.
    Batılı eğitimcilere göre çocuklar altı yaşında şahsiyetinin üçte ikisini, bazılarına göre ise tamamını elde ediyor. Bundan da anlaşılıyor ki, hayırlı evlâdın formülü güzel örnek olan anne ve babada gizli…
    Yavrusunun dünyaya gözünü açtığı ilk andan itibaren bu büyük sorumluluğu sînesinde hisseden ebeveynler; küçük bedenlere ne sunduysa yansımasını ileriki yaşlarda alacaklardır.
    Günümüz araştırmacıları “kötü çocuk yoktur, kötü terbiye vardır” düstûrunda müttefiktirler. Kötü terbiye ise anneve babadan gelen bir eksikliktir.
    Büyükler: “Küçüklükte öğrenilen, taş üzerine kazıdır; büyüklükte öğrenilen buz üzerine yazıdır.” demişlerdir.Öyleyse gonca güllerimizin şebnemlerini toplayabilmek için, Kur’ân ve sünnetin ışığından gözlerine, oradan da minik yüreklerine süzülebilmeliyiz. Güzel örnek olan ebeveynler, yavrularıyla, hem dünyayı, hem de âhireti saâdetle kucaklayacaklardır.

    Bilgin Cintaş


    Tarih: , 19/10/2009 Kategori: yaşam
    Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

    BİR TEK SENİ ÖZLEDİM

    BiR TEK SENi ÖZLEDiM 

    Özledigim tek gözlerimsin.
    Bakıslarındaki yok olusuma,
    ne der gözlerin bilmem.
    Ve ansızın çıkmazlarda kaybolan,

    O sıg ve sonsuz,
    özledigim tek gözlerimsin.

     

     

    Özledigim tek sesimsin.
    Çocuksu titrek sesini
    coskulu sevinç nidalarını
    bilinmez gecelerde
    varolus nedenini
    ruhumu oksayan nefesinde
    okunmus siirlerin
    her bir harfindeki
    özledigim tek sesimsin.
     

     

     

    Özledigim tek yorgunlugumsun.
    Aksamlarin yorgun hallerinde,
    kaldırımlar ıslanırken yagmurlarda,
    Sensiz yürürken,
    özledigim tek yorgunlugumsun.

    Özledigim tek sensizliğimsin.
    Seni seviyorum demeni beklerken,
    sarkıların nakaratları,
    dönüsürken sensizlige,
    özledigim tek sensizligimsin.

     

     

    Özledigim tek gözyasımsın.
    Siyah örtüsünü sererken gece,
    gökyüzüne bırakırım gözyaslarımı.
    Baska mevsimlere tasınırken yüregim,
    umudumu sana bırakırken,
    özledigim tek gözyasımsın.

     

     

     

     

    Özledigim tek umudumsun.
    Yüregini dolduran onca depremlere karsi,
    içinde benim için bir yer bulmak,
    ve sokaklarda serseri mayın hallerimde,
    kanatlarını çirpmayi bekleyen,
    güvercinlerin tüylerinde,

    bir tek seni özledim...

     


    Tarih: , 19/10/2009 Kategori: şiir
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    DEMET AKALIN = ŞARKI SÖZLERİ

    söyleyecek bi sözün yoksa eğer evimden gidebilirsin
    yeteri kadar dinledim artık hayatımdan çıkabilirsin
    sana ayılan bayılan yok ki bulunmaz hint kumaşı değilsin
    bana göre sen yalancı değil yalanın ta kendisisin
    ateş olsan düştüğün yeri yakarsın bana hiç bişey olmaz
    zamanında bi hata yaptıysan bunun günahı beni vurmaz
    söz ağızdan çıktı bir kere
    dönen sen gibi alçak olsun
    bu devirde benim gibi aşkı bulursan hemen ara haberim olsun

    Tarih: , 13/10/2009
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    DANTEL ELBİSE MODELLERİ

    altalt

    Tarih: , 13/10/2009 Kategori: elişi ve örnekler
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    LÖSEMİ TEDAVİSİ İÇİN KAPARİ

    KAPARİNİN ŞİFASI









    BİR SÖYLEŞİ
    "Tanrı kulları için dert vermişse dermanınıda aynı zamanda göndermiştir.Kapari
    denilen doğal ve tabii olan ürünü Tanrı bize dertlerimize derman olsun diye
    yaratmıştır.İnsanların kan tablosunu hızla düzeltmekte ve kan hastalığına
    yakalanan kişilerin imdadına koşmaktadır.
    Bugüne değin Lösemili hastalar dahil her insandan kapari hakkında hep iyi
    şeyler duydum.Bu ürününün insanların sağlığı için son derece lüzümlu olduğuna
    inanıyorum, özellikle trompositopenili hastalarda kısa sürede etkisini
    göstermektedir. Kapari kullandığım her hastadan teşekkürler alıyorum.Ama esas
    teşekkürlerin sahibi Türkiyede ilk defa kapariyi topluma tanıtan Murat Mıhladız
    ın hakkıdır.Kapariye ve sayın Mıhladıza sonsuz teşekkürler."
    25.03.2005
    Prof. Dr. Ali Enes DALKILIÇ
    EROZYON KONTROLÜNDE KAPARİ


    Kuraklığa dayanıklılığı ve toprak yüzeyini yayılarak örtmesi gibi özellikleriyle kurak/yarı kurak step sahalardaki akan gevşek yamaçlarda, erozyonla mücadelede büyük başarı elde ediliyor.Bu nedenledir ki kapari, çöl bitkisi” olarak da tanımlanıyor.
    Ayrıca rüzgar erozyonuna açık alanlarda tesis edilen rüzgar perdelerinde , toprak yüzeyini örten alt tabaka bitkisi olarak güvenle dikilebilir.






    Şayet eğimli veya dere boylarında arazileriniz varsa, erozyona uğraması kaçınılmazdır.Bu tür arazilerde kapari dikimi gerçekleştirdiğiniz takdirde hem siz kazanacaksınız, hem ülkemiz.Çünkü erozyon, milli bir sorun.Yalnız uzmanların bir uyarsı var:Eğer kapariyi erozyonu önlemek için dikiyorsanız biraz sıkça; yani 2x2 m.aralıklarda dikmeniz gerekiyor.Fidan çukurlar ise30x30x40 cm olmalı VE her çukura 4 adet fidan dikebilirsiniz.(1 dekara 1000 fidan)
    Kapari, geç tutuşan bir bitki.Bu nedenle de orman yangınlarında, ormancıların dostu.En kurak mevsimde yaz günleri, yeşil kalması, toprak yüzeyini örterek ot vejetasyonunun gelişmesini önlemesi ve rüzgar akımlarını kesmesi nedeniyle yangına hassas bölgelerde değerlendiriliyor.Ancak ışık isteği de göz ardı edilmiyor ve yangın emniyet şeritleri ile yol kenarlarında tercih ediliyor daha çok.

    Amaç:”Bir taşla iki kuş vurmak”Kapari ağaçlandırması ile hem erozyon felaketi önlenebilecek hem de kapari tomurcuklarını toplayan halka gelir kaynağı yaratılarak gelir düzeyi yükseltilip büyük bir sorun olan göçün önüne geçilebilecek.



    Tarih: , 10/10/2009 Kategori: yaşam
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    KADININ MUTFAĞI KALBİ & AYNASIDIR

































    Tarih: , 6/10/2009 Kategori: dekorasyon
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    CENNET EHLİNİN ALLAH'A YAKINLIĞI

    Cennet Ehlinin Allah'a Yakınlığı

    Cennettekilerin Allah'ın Yüce Zatı'nın Tecellisini Görebilmeleri

    Şimdiye kadar değindiğimiz tüm bu nimetlerin yanı sıra, Allah'a olan yakınlıkları, cennet ehlinin sahip oldukları en büyük ve en önemli nimet olacaktır. Peygamber Efendimiz (sav)'in pek çok hadisinde, cennetteki müminlerin Allah'tan bir lütuf olarak O'nun Zatı'nın bir tecellisini görebileceklerinden bahsedilir:

    Cennet ehli cennete girdiği zaman, Allah Tebareke ve Teala şöyle buyuracak: "Size ilave olarak yapmamı istediğiniz başka bir şey var mıdır?"

    "Sen bizim yüzlerimizi bembeyaz yapmadın mı? Cehennemden kurtarıp bizi cennete sokmadın mı; (Bundan daha iyi ve fazla ne olabilir ki?)" diyecekler.

    Bunun üzerine perde kaldırılacak, kendilerine Rableri Tealayı görmekten daha sevimli bir şey verilmediğini anlayacaklar. [Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 415/10130]

    "Ey Allah'ın Resulü! Rabbimiz'i görecek miyiz?"

    "Bulutsuz berrak bir mehtap gecesinde Ay'ı görmek için itişip kakışır mısınız?"

    "Hayır."

    "Bulutsuz bir günde Güneş'i görmek için birbirinizi itip kakarak birbirinize zahmet verir misiniz?"

    "Hayır."

    "İşte Rabbinizi de öyle zahmetsiz ve sıkıntısız, apaçık göreceksiniz."… [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 416/10133]

    Bir rivayete göre ise Peygamberimiz (sav)'in bu konu ile ilgili sözleri şöyledir:

    Cennet ehli cennete girdiklerinde amellerinin derecelerine göre oraya yerleşecekler. Sonra onlara dünya günlerinden Cuma günü kadar bir süre Rablerini ziyaret etmelerine izin verilecek. Onlara Allah'ın Arş'ı gösterilecek. Onlara cennet bahçelerinden bir bahçede gözükecektir. Onlara, nur minberleri, inci minberleri, yakut minberleri, zeberced (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) minberleri, altın minberleri ve gümüş minberleri kurulacak. En aşağı dereceli kişileri bile -ki içlerinde aşağı dereceli kimse yoktur- misk yığını üzerinde oturacak. Kürsi sahiplerinin onlardan daha üstün meclisleri bulunduğunu görmezler... O mecliste Allah'ın yanında bulunup, O'na muhatap olmayacak hiç kimse olmayacaktır… [(Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409-410/10100]

    … Adn Cenneti'nde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah'ın vechindeki (yüzündeki) rıdâu'l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur. [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Cennet 3, 2530]




    ... Adn Cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.
    (Tevbe Suresi, 72)

    Cennet ehlinin Allah'ın huzurunda olmaktan ötürü duydukları mutluluk ise bir hadiste şu sözlerle vurgulanmıştır:

    Cennet ehli Allah'ın huzuruna iki defa girer... Onlardan her biri o mecliste, amellerine göre, inci, yakut, zümrüt, altın ve gümüşten minberler üzerinde otururlar. Gözleri hiçbir zaman bu kadar aydın olmamıştır... Bunun tekrarına kavuşmak ümidi ile ertesi günü bekler halde yerlerine dönerler. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 120/3]

    Allah'ın Hoşnutluğunu Kazanmış Olmaları:

    Allah cennette kendisinden razı olduğu kulları için sınırsız nimet sunmaktadır. Ancak iman eden müminler için herşeyin üzerinde olan, Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilmiş olmalarıdır. Müminler dünyada mallarını, canlarını, sahip oldukları tüm imkanları Allah'a yakınlaşabilmek ve O'nun rızasını kazanabilmek için ortaya koymuş, tüm hayatlarını O'na adamışlardır. Cennette ise hayatlarının bu amacına ulaşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşarlar. Bir ayette Allah'ın hoşnutluğunu kazanmanın ne kadar büyük bir nimet olduğundan şöyle bahsedilir:

    Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn Cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi, 72)

    Kuran'da müminlerin cennette her yönden hoşnut olacakları ise şu ayetlerle bildirilir:

    Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetime gir. (Fecr Suresi, 27-30)

    Rableri Katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn Cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan kimse' içindir. (Beyyine Suresi, 8)

    Bir hadiste cennet ehlinin Allah'tan razı olduklarından şöyle bahsedilir:

    "Ey Rabbimiz, buyur! Emrine âmâdeyiz! Hayır Senin elindedir!" derler. Rab Teâla:

    "Razı oldunuz mu?" diye sorar. Onlar:

    "Ey Rabbimiz! Razı olmamak ne haddimize! Sen bize mahlûkatından bir başkasına vermediğin nimetler verdin!" derler. [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 456-457/13]

    Cehennemden Kurtulmuş Olmanın Sevinci:

    Kuşkusuz cennet nimetlerinin her biri ayrı ayrı çok mübarek ve değerlidir. Özellikle cehennemin varlığı, cennet ehlinin bu nimetlerden aldıkları zevki kat kat artırır. Çünkü ahirette cennet ve cehennem dışında insanların gideceği başka bir yer yoktur. Dolayısıyla Allah'ın cennetine kabul etmediği bir kişinin gideceği yer cehennemdir.

    Allah dünyada insanlara iyi ile kötüyü, güzel ve çirkini, olumlu ile olumsuzu aynı anda göstermektedir. Bu da iman edenlerin kıyas yapmalarına ve güzellikten aldıkları zevkin artmasına vesile olmaktadır. Cennette de Allah, istedikleri takdirde cennet ehline, cehennemdekilerin durumunu göstererek, onların cennetten aldıkları zevki artırabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Nitekim cennet ehlinin cehennem azabından Allah'ın rahmetiyle kurtulmuş olmalarından duydukları sevinç bir hadiste şöyle haber verilir:

    Cennet ehlinden herkes cehennemdeki yerini görür de "Ya Allah bana hidayet vermeseydi?" der ve bu ona şükür olur... [Ramuz el-Ehadis-2, s. 342/1]

    Müminlerin içinde bulundukları bu büyük rahmeti ve nimeti haber veren bir diğer hadis şöyledir:

    ... Cennete girip, cehennemden kurtulmak, nimetin tamamındandır. [Ramuz el-Ehadis-2, s. 449/6]




    Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar 'bir cennet bahçesinde' 'sevinç içinde ağırlanırlar'.
    (Rum Suresi, 15)

    Cennet ehlinin bu sevinçleri Kuran'da şöyle haber verilir:

    ... Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimiz'in elçileri hak ile geldiler." Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye seslenilecek. (A'raf Suresi, 43)

    Ayrıca müminlerin istediklerinde cehennem ehlinin ibretlik durumunu, dünyada yaptıklarına nasıl bir karşılık aldıklarını görmeleri de mümkündür. Allah Kuran'da cennet ehlinin cehennem ehli ile konuşmalarını şöyle bildirir:

    Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar. Suçlu-günahkarları; "Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?" Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler. "Yoksula yedirmezdik. (Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik. Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk. Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı." (Müddessir Suresi, 40-47)

     

     
     


    Tarih: , 6/10/2009 Kategori: din
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->